Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2014 Perşembe

[Röportaj] Oppa Oppa Magazine (2. Kısım)

 **Röportajın birinci kısmını okumak için tıklayınız.**
Müzikle ilgili olarak, size ilham veren kimdir?
TEO: Girls' Day!
Çalışan: Ah! Bunu hatırladık! Son röportajımızda, bir Girls' Day not defterinin olduğunu söyledin. Onu kullanıyor musun?
SAM: Bir Girls' Day not defterin mi var?
TEO: Evet, onu bazı hayranlardan aldım...
SAM: O zaman bu, sürekli olarak ilham alabileceğin anlamına geliyor!
TEO: Son zamanlarda ilham kaynağım değişti...
Çalışan: Kim? Kim?
TEO: Kendrick Lamar...
SAM: Bir erkek olduğu halde!
Çalışan: Evet...Girls' Day'den Kendrick Lamar'a...
SAM: Yun?
YUN: Sistar? Hayır, peki... Son zamanlarda, bana ilham veren özel biri olmasından daha çok, Lunafly'ın doğru ses ve rengini bulmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum.
SAM: Gerçekten, bu çok önemli. Çünkü, bazı bandlerin* ve ekiplerin, doğru seslerini bulmalarını yıllarını alabilir. Hala hangi sesin bize en iyi uyacağını görmek için farklı sesler deniyoruz.
[*Ç/N: Band, müzik aleti çalan grup.]

Gerçekten popüler şarkıların harika çok coverlarını yapıyorsunuz. Şarkıları kim seçer ve neyi temel alarak seçer?
SAM: Hepimiz seçeriz. Sıra alma türüyle (seçeriz), ama her zaman en iyi yapabileceğimizi düşündüğümüz şeyleri yapmaya çalışıyoruz. Açıkçası, bize uymayan şeyleri yapmayacağız ya da bazen, orijinal şarkı çok iyidir ve siz onu asla coverlamayı denemezsiniz. Örnek olarak, asla Beatles coverı yapmayacağız. Bugünlerde, coverlarımızı daha çok...'Teo bu şarkıyı gerçekten iyi söylüyor, ya da bu şarkı Yun'a gerçekten uyacak' böyle şeylerden yola çıkarak yapıyoruz.

İtalyanca bir şarkıyı coverlamayı denediğinizi söylediniz. Neden vazgeçtiniz? Çok mu zordu? Telaffuz yüzünden mi?
SAM: Çok zordu! Aynı anda dinleyerek ve okuyarak İspanyolca yapıyoruz ve İspanyolca telaffuzu az çok çıkarabiliyoruz. İtalyanca ve Portekizce ile maalesef...
TEO: Nasıl yazıldığını bile bilmiyoruz!
SAM: Aynen!
Çalışan: Aslında İspanyolca ve İtalyanca oldukça benzer.
SAM: Kesinlikle bazı benzerlikler vardı.
Çalışan: İtalyanlar ve İspanyollar, diğer dilleri bilmeden bile, çoğu zaman birbirlerini anlayabilirler, İki dil kelime dağarcığı açısından ve bazen de telaffuz açısından çok benzer.
SAM: İlginç! O zaman, bizim için bir kaç İtalyanca şarkı önermelisiniz!
Çalışan: Önereceğiz!
[Aslında, ayrılmadan önce bir kaç şarkı önermeyi unuttuk.... Üzgünüz (?)]

İspanyol sanatçı Andre ile İspanyolca bir albüm üzerinde çalıştığınızı henüz öğrendik. Bu proje nasıl başladı?
SAM: Sonbaharda Kore'de yeni bir albüm yayınlayacağız. Albüm neredeyse bitti. Büyük bir ihtimalle albümü bu hafta ya da önümüzdeki hafta bitireceğiz. İspanyolca albüme gelince...Güney Amerika'ya gittiğimizde, oradaki konserler fazlasıyla iyi gitti! Tabii ki, bizim için bu ikinci derece olan işimiz değil, ama sanırım bize bazı fırsatlar sunuldu. Özellikle, Yun gerçekten İspanyolca iyi şarkı söylediği için. Güney Amerika'ya gittiğimizde, oradaki insanlar Yun'un son derece iyi bir telaffuzunun olduğunu söylediler.
YUN: Sadece şarkı söyleme de. Konuşma da değil.
SAM: Evet, konuşma da değil. Orada hayranlık duyduğumuz ve şimdiye kadar yaptığımız cover göstermek için bir çok Meksikalı sanatçı vardı ve bize sunulan teklifi gerçekten anlatamayız, ama bir kaç şarkının sözlerini yazdık ve sözler için yardım alıyoruz. Aslında  ne olacağını bile bilmiyoruz. Yapımcılarımız sadece "biraz şarkı yazın" dedi ve yazdık.

Son röportajımızda Teo'nun bir şarkı için söz yazmayı denediğini ve sözlerin tavukla bittiğini anlattınız. Bize bunun hakkında biraz daha anlatabilir misiniz?
[Bundan sonra... Lunafly'ın yemek programına hoş geldiniz.]
SAM: O tavuk konusunda tutkulu.
Çalışan/Seobie: Ben de!
Çalışan/Moni: Kore'ye indiğimizden beri...çok fazla tavuk yiyoruz.
SAM: Kyochan'da mı?
Çalışan: Hayır, Kyochan'da değil! Itaewon'da gerçekten iyi bir yer var! Her zaman eve geç geldiğimizde, sadece uğrarız ve eve getirmek için biraz alırız.
TEO: Kızarmış mı?
Çalışan/Moni: Evet! Kızarmış! 순살 (Sunsal)*
[Ç/N: Sunsal kemiksiz tavuk]
SAM: En önemli şey...hangi sosu kullanırsınız?
Çalışan: Baharatlı olan!
YUN: Oh! İyi!
[Moni, Misa ve Seobie Lunafly'ın Tavuk Testi'ni geçti! Bizimle gurur duyun! lol]
SAM: Cidden Kyochan'ı denemeniz gerek!
TEO: Kkanbu!
SAM: Ah! Kkanbu! Kkanbu'yu nasıl unuttum!
TEO: Senin için yazacağım!
SAM: Orijinal soru neydi?
Çalışan: Tavuk şarkı sözleri!
SAM: Ara sıra, şarkı sözü yazarken, yalnızca etrafta oyalanmaya başlarız ve  aklından ne geçtiğini söyleyerek bitirirsin...ve aklına tavuk gelir.
TEO: O gün, tavuktan esinlenmiştim.
SAM: Tavuk, Kendrick Lamar, Girls' Day.

Teo, şarkı sözü yazmayı tekrar denemek ister misin?
TEO: Hoş olurdu, ama henüz hazır olmadığımı düşünüyorum. Belki, bir ara, iyi şarkı sözü yazmam mümkün olabilecek.
SAM: Sanırım, şarkı sözleriyle ilgili... Yirmili yaşının başlangıcında ve onlu yaşınının sonunda olduğundan, çok zor, benim için de böyleydi. Çünkü henüz hayatı gerçekten yaşamadın. Hayatı yaşadığımı söylemiyorum, ama ben çok yaşlıyım...Yalnızca birkaç yıl geçmesi için beklemen gerek.

Tanışmak istediğiniz herhangi bir sanatçı var mı?
TEO: Psy!
SAM: Psy ve Snoop Dog (ile tanışmak) harika olurdu.
TEO: GD! GD! Henüz şans elde edemedik. Onunla tanışmak hoş olurdu.
SAM: Ah! Swings ile tanışmak istiyorum! O da İngilizce konuşuyor o yüzden...
TEO: Illionaire Records'un sanatçılarıyla tanışmak istiyorum!

Beraber çok fazla zaman geçirdiğinize göre, diğer üyelerle ilgili sizi rahatsız eden bir şeyler var mı?
YUN: Birlikte çok fazla zaman geçirdiğinizde, daha önce umursamadığın şeylerin bile, rahatsız etmeye başladığını düşünüyorum
SAM: Bir süre sonra daha iyi olduğunu düşünüyorum.
YUN: Haklısın, doğru.
SAM: Teo çok uzun. Nereye gitsek, o en uzun. Bu beni rahatsız ediyor.
TEO: Sam, bir sakal uzatabilir. Bu rahatsız edici. Ben de bir sakal istiyorum.
SAM: Ara sıra sakal uzattığımda, bana hayranlıkla baktığını görüyorum.

Hayranlar arasında en popüler kim?
SAM: Sanırım her ülke için farklı. Farklı türde hayranlarımızın olduğunu düşünüyorum. Örneğin, eğlenceli tarafı yüzünden çok genç çocuklar Teo'yu seviyor, her kız Yun'u sever...ve sonra her erkek beni sever. Gördüğünüz gibi, gerçekten tuhaf! Her ülkede bu aynıydı.
Çalışan: Kore'de bile mi?
SAM: Bazen Kore'de de! Bir keresinde bir müzik şovu yaptık, aşağı iniyorduk ve bir erkek adımı söyledi. Üzerinde ismimin olduğu bir tabela bile tutuyordu.Fakat, bu kötü bir şey değil.

Bir hayranla çıkmak ister misiniz?
YUN: Pekala, hayranlarım arasında hoşlandığım birisi varsa...O zaman evet.
SAM: Yun'un söylediği gibi, bunun gerçekten önemli/sorun olduğunu düşünmüyorum.
YUN: Gerçekten onu seviyorsam, (bir hayran ile çıkmak) gerçekten önemli olmazdı.
SAM: Sanırım bu zor bir soru. Örneğin, Maroon5 olduğunu hayal et... Dünyadaki herkes onları bilir, değil mi? Bu, bir şekilde dünyadaki hemen hemen her insanın onların hayranı olduğu anlamına geliyor. (Bir hayranla çıkmanın) gerçekten sorun olduğunu düşünmememin sebebi bu.

İdeal kız tipiniz nedir?
TEO: Nazik, hoş bir kız.
SAM: Oysa, çok hoş olduklarında, bunu gerçekten sevmiyorum. Ara sıra bana küfredecek birilerini seviyorum. (Ç/N: Kendine kızmasını kastediyor.)
YUN: Bir Milano kızı...
SAM: Bu çok banal, adamım! Ama o kesinlikle gerçekten Milano'yu sevdi. Durmadan gözleri faltaşı gibi açılmış dolaşıyordu.

Sonuncusu ama en önemlisi...Milano'dayken bazı çekimler yaptınız, hayranlar çekimin ne zaman kullanılacağını gerçekten bilmek istiyor.
SAM: Birkaç şey yaptık. Gelecek albüm için bir çok fotoğraf çektik. Paris'te gelecek bir şarkı için bir video çektik, ve sonbahardaki gelecek albümümüzden bir süre sonra yayınlanacağını düşünüyorum. Bu albüm için, bütün ülkelerde biraz çekim yaptık, ama görüntüleri geri alana ve ona bakmaya başlayıncaya kadar, ne kullanılacağını ya da nasıl kullanılacaklarını bilmiyorsun. Esasen, bir sonraki çıkış şarkımız için görüntü almayı denedik. İnşallah, Avrupa'nın bir kısmının videoda olacağını umuyoruz, çünkü bu bizim için gerçekten önemli.

Bir kere daha onlarla röportaj yapma onurunu bize verdikleri için Lunafly'a ve şirketine  teşekkür etmek istiyoruz. Bir zevkti, çocukların hepsi çok gerçekçi, son derece komik ve nazikler. Gelecekte daha fazla başarı kazanacaklarını umuyoruz! Lunafly'ın gelecek albümüne dikkat edin! Biz kesinlikle dikkat edeceğiz!


*Blogdan yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır.*

Türkçe Çeviri: BlueRain@Lunafly Turkey

14 Ekim 2014 Salı

[Röportaj] Oppa Oppa Magazine (1. Kısım)

Konseriniz esnasında üçümüz İtalya'da olmadığımızdan, size bununla ilgili bazı sorular sormak istiyoruz. İlk olarak, Avrupa turunuz nasıldı?
TEO: Çok eğlenceliydi! Gerçekten uzun zamandır Milan'ı ziyaret etmek istiyordum, bu nedenle bu bir hayalin gerçekleşmesi gibiydi! Ve ben bununla ilgili gerçekten çok mutluyum.
SAM: Ah! (Milano'yu ziyaret etmek) neden hayalindi?
TEO: Milano, Moda Haftası için çok ünlü ve Milano dünyanın moda başkenti olduğu için. Ah! İngilizce'de iyiyim! Kendime hayret ettim! (Ç/N: İngilizce cevap verdiği için böyle demiş.)
SAM: Şimdiye kadar yaptığımız turlardan çok farklı olduğundan, Avrupa gerçekten iyiydi. Bilmiyorum. Avrupa'da çok özel bir atmosferi olan bir şeyler var. Adeta bana evi hatırlattı, bu nedenle gerçekten bunu sevdim. Ve tüm bu ülkelerde ilk seferimizdi, bu yüzden harikaydı. Avrupalı hayranları ilk defa görmek harikaydı. İyi bir zaman geçirdiğimizi düşünüyorum. Yun, senin için iyi miydi? İyi miydi?
YUN: Gerçekten... En güzel hayranları gördüm.
SAM: Avrupa olduğumuz bütün zaman (boyunca), geniş gözlü bir köpek yavrusu gibiydi.


Turun en iyi ayağı hangisiydi? İtalya'yı söylemezseniz kırılmayacağız.
SAM: Hayır, ama ne biliyor musunuz? Çünkü gittiğimiz her ülke her zaman farklıdır bu nedenle hangi ülkenin en iyi olduğunu söyleyemeyiz. Ama İtalya Avrupa'daki ilk şovumuz olduğundan ne bekleyebileceğimizi bilmiyorduk. Bu denli harika bir şovdu ve Yun'un söylediği gibi gerçekten herkes güzeldi.
YUN: Ben gerçekten özellikle İtalya'yı sevdim.
TEO: Gerçekten havalı bir şey vardı! Tamamen takım elbise giymiş bir adam bisiklete biniyordu. Bunu Kore'de göremezsiniz.
SAM: Güneş gözlükleri vardı ve bizim böyle "Vav!! Bu çocuk gerçekten havalı!!" olduğumuzu hatırlıyorum.
Çalışan: Milano'da oldukça normal.
SAM: Anlıyorum, burada olsaydık, insanlar bize sanki deliymişiz gibi bakardı.

İtalya'da ilk seferiniz miydi? Ve konser nasıldı?
SAM: Evet, hepimiz için ilk... ve konser, küçük olduğunu hatırlıyorum. Küçük bir mekan ve oldukça küçük kapasite, ama bazen biz bunu seviyoruz. Daha küçük bir mekan aslında herkesi görebileceğimiz ve herkesle konuşabileceğimiz anlamına geliyor. Büyük bir konseriniz olduğunda bazen çok konuşmak zor oluyor. Konser çok eğlenceliydi ve herkesin çok samimi olduğunu hatırlıyorum.
YUN: İtalya, bizim Avrupa'da ilk konserimizdi; bu yüzden endişeliydik, (nasıl) bitireceğimizi bilmiyorduk. Ama gerçekten çok iyi geçti, hayranlarla iletişim kurmakta herhangi bir sorun yaşamadık ve çok eğlendik.
SAM: Dürüst olmak gerekirse, bana göre, insanların bizi görmeye geleceğinden bile emin değildim.
Çalışan: Ama oldukça büyük bir uluslararası hayran kitlesine sahipsiniz.
SAM: Evet, ama bu bile büyük bir sürpriz. Güney Amerika'ya gittiğimizde, binlerce insanın bizi göremeye geldiğine hayret ettik. Bu stüdyoda olduğumuz bütün zaman boyunca, sadece müzik yaptık. Dışarıda neler olduğunu bilmiyoruz.
YUN: Dışarıda yağmur yağdığının bile farkında değiliz.
SAM: Çünkü daima müzik yapıyoruz. Bu yüzden iyi anlamda olsa da, (binlerce insanın bizi görmeye gelmesi) çok çok şaşırtıcıydı.

İtalyan/Avrupalı hayranlar Korelilerden farklı mı?
SAM: Avrupalı hayranların etrafımızda çok gergin göründüğünü sezdik. Koreli hayranlar bazen buralarda bekler ve bizimle rahatça konuşurlar. Ama Avrupalı hayranlar çok ... görünüyor.
YUN: Dikkatli?
Çalışan: Aslında LedApple ile röportaj yaptığımızda, onlar bize aynı şeyi söyledi. Avrupalı hayranların sevdikleri sanatçılarla etkileşim kurmaya alışkın olmadıklarından böyle davrandıklarını düşünüyoruz. Çünkü sevdikleri sanatçıları rahatsız etmek istemiyorlar. Eğer dışarıda bir ünlü görürseniz, gerçekten onların yanına gidemezsiniz çünkü özel yaşam çok önemli. Avrupalı hayranlar sadece özel yaşamınızı ihlal etmemeye çalışıyorlar.
SAM: Evet, biz bu hisse kapıldık. Sanırım tek farklılık buydu. Tüm dünyadan hayranlarla ilgili tek şey, sadece, hepsi gerçekten iyi insanlar gibi görünüyorlar, bu bizim için harika bir şey.

Milano'da konserde çaldığınız şarkılardan en sevdiğiniz hangisiydi? Ve herhangi bir unutulmaz anınız var mı?
SAM: İtalyanca bir şarkı yapmayı denedik. Hangisi olduğunu hatırlayamıyorum. Youtube'da izledik ve biraz dinlediğimizi ve (şarkıyı söylemenin) neredeyse imkansız olduğunu hatırlıyorum. Çok zordu. Ne yazık ki İtalyanca bir şarkı yapamadık. Bana göre, her konser yaptığımızda, herkesin bizimle şarkı söyleme eğilimi göstermesinden, çıkış şarkımız "How Nice It Would Be" daima benim favorim olmuştur. Bizim yazdığımız bir şarkı ve sizin şarkınızı birileri size söylediğinde bu harika bir duygu.
YUN: Henüz yayınlamadığımız "Can I Kiss You?" şarkısı. Özellikle bunu seviyorum!
SAM: Ah! Doğru! Bir kaç ay önce yazdığımız bir şarkı ve henüz kimse duymadı. İlk defa İtalya'da yaptık/çaldık ve harikaydı. Önce şarkıyı nasıl söyleyeceklerini onlara öğrettik, böylece şarkıda eşlik edebildiler.
TEO: Unutulmaz anı... Her zaman iyiydi. Ben en çok...pizza yemeyi, spagetti yemeyi sevdim. Bunu konserden daha çok sevdim. Pizza yemek istiyorum.
SAM: Ben de.
Çalışan: İtalyan pizzayı sevdiniz mi? Kore'de yediklerinizden çok farklı, değil mi?
SAM: Bayıldım.
TEO: Tarif etmenin bir yolu yok. Tadı çok farklı.
SAM: İnce.
TEO: Ve bir sürü peynir var.
SAM: Gerçek peynir!
Çalışan: Peynir değil! Mozzarella!
SAM: Memleketim Londra'da, bir kafe sahibi olan tanıdığım yaşlı bir İtalyan adamın her zaman mozzarella dolu kasesi vardı. Bu bana evi hatırlattı.
Hiç İtalyanca kelime öğrendiniz mi ve herhangi birini hatırlıyor musunuz?
SAM: Kayıttan önce söylediğim gibi, "Telefon numaranı alabilir miyim?" (demeyi) öğrenmeye çalıştım ama şimdi unuttum.
Çalışan: İtalya'da kullandın mı? Telefon numaralarını (öğrenmek) için bazı kızlara sordun mu?
SAM: Çok gergindim ve...sokaklarda yürürken biraz çekim yaptık...ve bunu üzerinde denemek istediğim çok fazla güzel kadın vardı., ama çok uzunlardı. Benden daha uzun! Ve kendimden utandım. Çünkü bana yukarıdan bakacaklarını/beni küçümseyeceklerini düşündüm. Konserde hayranlar üzerinde denedim, ve hepsi bunu sevmiş görünüyordu. Tüm hatırladığım "numero", yani sanırım sadece "Sen bana numara" dersem, anlamaları gerek.
Çalışan: Kesinlikle anlarlardı!
SAM: Anlıyorum, kelimelere bile ihtiyacın yok. Sadece vücut dili.
Çalışan: Doğru, doğru!
SAM: Başka ne vardı? "Bellissimo, bellissima" hatırlıyorum.... Biri erkeksi olmalı ve biri kadınsı olmalı, ama hangisinin hangisi olduğunu hatırlamıyorum. (Ç/N: Bellissimo, bellissima: İtalyanca güzel demek.)
Çalışan: "Bellissima" kadınsı iken "Bellissimo" erkeksi.
YUN: "Bello, bellina"
Çalışan: "Bellina" çok tatlı ve şirin, daha çok bebeklerde kullanılır.
SAM: Doğru, doğru! Şimdi hatırlamaya başlıyoruz. Sanırım bizim için bu uzun bir zaman önceydi, neredeyse bir ay önceydi.
YUN: Kendimiz için bazı İtalyanca isimler de uydurduk.
SAM: Gerçekten?
YUN: Evet...Leonardo...
SAM: Doğru! Yun Leonardo'ydu, Teo? Seninki neydi?
TEO: Hatırlamıyorum...
SAM: Hadi şimdi hemen bir (tane) uyduralım! Raffaello! Ninja Kaplumbağalar! Leonardo, Raffaello ve ben...
Çalışan: Michelangelo
SAM: Ah! Haklısın! Michelangelo!

Milano'da kısa konaklamanız sırasında, gezme şansı yakaladınız mı? Gezdiyseniz, en çok neyden zevk aldınız?
SAM: Dürüst olmak gerekirse çok fazla zamanımız yoktu, çünkü bir sonraki gün doğruca Paris'e uçtuk. Ama merkeze yakın bir yerde çekim yapıyorduk ve bu, gerçekten ünlü moda caddesi vardı.
Çalışan: Monte Napoleone mu? Via Torino mu? Duomo'ya yakın mıydı? Milano'nun merkezindeki büyük katedral mi?
SAM: Evet! Evet!
Çalışan: O zaman Corso Vittorio Emanuele'di!
SAM: Parke taşlı sokağı vardı... Gerçekten çok güzel! Ve orası daha önce bahsettiğim güzel bayanları gördüğüm yerdi. Dürüst olmak gerekirse, gördüğümüzün hepsi bu çünkü çok meşguldük.

Şimdi, sizi daha iyi tanımak için biraz daha şahsi (şeylere) gelelim. Neden grubunuz "Lunafly" diye adlandırılıyor? Ve "moon/ay" yerine "Luna"nın İtalyanca bir kelime olduğunu biliyor musunuz?
SAM: Tam olarak ne olduğunu biliyorum! Teo her zaman gerçekten bunu güzelce açıklar!
TEO: "Luna" "moon/ay" anlamına geliyor, değil mi? Bazı insanlar aya bakar ve bir çok duyguya maruz kalırlar. Biz bu duyguları almak, onları şarkılarımıza koymak ve insanların onları dinlemesini istiyoruz. "Lunafly" diye adlandırılma (sebebimiz) bu.
SAM: Ya da bu çok uzun sürdüğünden, yalnızca "Fly to the Moon/Aya uçmak" diyebiliriz.
Çalışan: Biz aslında anlamının bu (Aya uçmak) olduğunu düşündük.
SAM: Her zaman böyle açıklıyoruz ama uzun sürdüğü için sadece "Aya uçmak" diyerek sonlandırıyoruz.
TEO: Ben çok uzun sürmedim, (açıklamam) çok kısaydı.
SAM: "Luna"yı kullanma nedenimiz, okulda Latince öğrenmeye alışkın olmam.
YUN: Daha sonra, yeterince güven kazandığımızda, ismi "Solefly" ile değiştirmeliyiz. 
[ya da "Güneş" için "sol" ve "sole" İspanyolca ve İtalyanca kelimeler olduğundan; "Solfly", "Fly to the Sun". Üzgünüm ama arka plandaki gürültü yüzünden, Yun'un hangisini söylediğini çıkaramayız.]

"Lunafly"ı seçmeden önce, aklınızda herhangi başka bir isim var mıydı?
TEO: Sam's brother.
[Kendini kaybetmiş kahkahalar]
SAM: Biz çıkış yapmadan önce, açıkçası, bir ismimiz yoktu. İsmimiz olarak insanlar bizi bir şeyler (diyerek) çağırmak zorunda kaldı, değil mi? Bu yüzden ismimiz "Sam's brothers"dı.
Çalışan: Gerçekten mi?
SAM: Evet, gerçekten!
YUN: Sam's brothers!
SAM: Çok utandırıcıydı. Aslında bu isim altında Hongdae'de bazı konserler yaptık. Wow. Gelmiş geçmiş en kötü isim. Ve başka bir yönetmen bizi "Salamander" diye çağırmak istedi. Korkunçtu.
YUN: Lütfen!
Çalışan: Doğru seçimi yaptınız.
SAM: Haklısın?! "Sam's brothers" ve "Salamander"dan daha iyi. Bir salamander (semender) ile bir logo bile yaptık. Çok tuhaftı... Hepimiz "Hayır! Lütfen!" dedik.

Daha gençken, bir idol/sanatçı olacağınızı hiç hayal eder miydiniz?
TEO: Tabii ki hayır!
SAM: Ne düşündün?
TEO: Bilim adamı.
SAM: Bıyıklı bir çılgın bilim adamı
YUN: Ben de bilmiyordum, bunun hakkında hiç düşünmedim.
TEO: Ben...iyi bir baba...olmayı da düşündüm.
[Daha fazla kendini kaybetmiş kahkaha]
Çalışan: O zaman bu yola nasıl başladınız?
TEO: Sıkıldığım için, eğlenceli bir şeyler yapmak istedim.
YUN: Müziği sevdiğim için.
SAM: Yun gitar çalmaya başladı; Teo, piano... Hepimiz bireysel olarak kendi kendimize başladık, ve sonra şanslı bir şekilde bu şirkette karşılaştık.
YUN: İyi bir şanstı.
SAM: Kesinikle iyi şanstı!

**Röportajın ikinci kısmını okumak için tıklayınız.**

*Blogdan yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır.*

Türkçe Çeviri: BlueRain@Lunafly Turkey

27 Eylül 2014 Cumartesi

[RÖPORTAJ] Rus Dergisi ATIME için Lunafly ile Röportaj

Son zamanlarda, Rus hayranlar hayran projelerine katılmaya başladılar, bu yüzden Rus hayranları bilip bilmediğinizi sormayacağım. Sadece bununla ilgili nasıl hissediyorsunuz, bize anlatın. Rusların Lunafly'ı bilmesine şaşırdınız mı?
- Başka bir ülkeden hayranlar aktif olarak bizi desteklediğinde, daima şaşırıyoruz. Rusya kesinlikle (hayranların) hakkımızda bir şeyler bilmesini ummadığımız bir ülke, ama çok hoş bir sürpriz.
Kısa süre önce Rusya'da olduğunuzu biliyoruz. Burada kalmayı sevdiniz mi? Rus yemeklerini denediniz mi?
Sam: Maalesef, ben Rusya'da yaşayamazdım. Ama Teo ve Yun bana harika bir zaman geçirdiklerini söylediler. Lezzetli bir şiş kebap türü olan sashlyk/şaşlığı denediler. Ayrıca Rusya'daki kızların çok güzel olduklarını söylediler!
İtalya, Fransa, Romanya ve Portekiz'de konserler düzenlediniz. En çok hangi ülkeyi sevdiniz? Hayranlar nerede yüksek sesle ve daha tutkulu tezahürat yaptı? Daha sonra nereye tekrar gelmek istersiniz?
- Hepsi yeni bir şeyler deneyimlediğimiz ülkeler olduğundan her ülke harikaydı. Konserler nispeten küçük bile olsa hayranlar son derece yüksek sesliydiler ve bizi çok hoş karşıladıklarını hissettirdiler.
Lunafly'ın başlangıcına geri dönelim. İlk defa birlikte çalışmaya başladığınızda ilişkiniz nasıldı? Birbiriniz hakkında ne düşündünüz? Birbirinizle arkadaş olmanız ne kadar zaman aldı?
-Biz ilk, şimdiki yapımcımız ile stüdyoda tanıştık ve beklemeksizin birlikte bir şarkı kaydettik. Neyse ki kayıt çok iyi gitti ve birlikte çalışmamızın çok iyi olacağını fark ettik. İlk 6 ayda, çıkış albümümüz için hazırlanırken, iyi arkadaşlar olduk.
Sam, sen İngiltere'den geldin. Kore'ye alışmak senin için zor muydu? En zor olan şey neydi? Ve neden Kore'yi seçtin?
-Buradaki hayat tarzına uyum sağlamak biraz zordu, ama annem Koreli olduğundan kültürün çok farkındaydım ve Kore dilini konuşabiliyordum bu nedenle çabucak uyum sağladım. En zor şey büyük olasılıkla ailemden ve arkadaşlarımdan uzakta olmak.
Birbirinizle çok tartışır mısınız? Kavga eder misiniz, sebepler neler?
- Aslında kavga etmeye veya tartışmaya çok eğilimli değiliz. Müzik yaparken tek bir şey olabilir, tabii ki zaman zaman çok hızlı bir şekilde düzelttiğimiz görüş ayrılıklarımız var!
En özgür üye kim? Diğerlerini en çok umursayan üye kim?
- Hepimiz oldukça bağımsızız/özgürüz. Bir grubun uzun süre dayanması için, bir şeyleri sakin bir şekilde karara bağlamalısınız. Ben (Sam) sanırım lider olarak, gruptaki atmosferin iyi olduğundan emin olmak zorundayım. Teo eğlenceli çocuk olarak her zaman iyi vakit geçirdiğimizden emin olur.

Çekim yaparken ve performans sergilerken bazı komik olaylar (yaşanıyor) olmalı. Böyle şeyler hatırlıyor musunuz?
- Biz çalışırken her zaman çok eğlenme eğilimindeyiz. Bu yıl Meksika konserimizin ortasındayken bir şey oldu. Sahnedeyken bize atılan bir sütyen vardı. (Çocukların yüzünde bir gülümseme var.)
Hayranlarınızla çokça iletişim kuruyorsunuz, müzik videonuzun çekimine bile davet ettiniz. Bu şekilde iletişim kurmaktan zevk alıyor musunuz? Sizin için zor değil miydi? Hoş olmayan bir şeyler olmadı mı?
- Mümkün olduğu kadar hayranlarla iletişim kurmanın keyfini çıkarıyoruz. Bizim için hayranlarımız müzik yapmaya devam edebilme sebebimiz bu yüzden onlara ilgili/saygılı davranmayı seviyoruz ve onlarla iyi vakit geçiriyoruz.
Çıkışından beri LUNAFLY nasıl değişti, ne düşünüyorsunuz?
- Müziğimizle ilgili olarak (yeni tarzları) tecrübe ettik ama özgün sesimizi ve kişiliğimizi kaybetmemeye çalıştık. İnsan olarak nasıl olduğumuzla ilgili olarak (hala) aynıyız ve daima aynı olmayı umuyoruz.
Neden müziği seçtiniz?
- Hepimiz için muhtemelen en iyi yaptığımız şey ve yapabildiğimiz tek şey. Bir kere (müzik yapmaya) başladığınızda, durmak imkansız! 
Pop-idol olmanın en zor yanı nedir?
- Bu sektörde olmak her gün müteşekkir olduğumuz büyük bir ayrıcalık. (Zor olan) tek şey ailelerimizle ve arkadaşlarımızla çok fazla zaman geçiremiyoruz ama hepsi hayali(mizi) yaşamanın bir parçası.
Çalışmaya/pratiğe ne kadar zaman harcıyorsunuz?
- Her gün stüdyoda (pratiğe) zaman harcıyoruz. yazıyoruz, şarkı söylüyoruz ve enstrümanlarımızı çalıyoruz. Muhtemelen her gün 15 saat.
Çalışmalarınızda üzerinizde etkisi olan müzisyenler var mı? Rol modeliniz kim?
Sam: Londra'da yaşarken, Beatles gibi gruplardan çok etkilenmiştim. Onlar bana gitar çalmam ve şarkı yazmam için ilham verdiler.
Teo: Bir dahi olan Jamie Cullum'ı izledikten sonra piyano çaldım.
Yun: Eric Clapton'ı izledikten sonra gitar çalmaya başladım.
Sizi ve çalışmalarınızı etkileyen anlamlı bir olay var mı?
- Hepimizin hayatında zorluklar var ve sanırım bu zorluklar, seni hedeflerine ulaşmak için sıkı çalışmaya itiyor.
İlham kaynağınız nedir?
- Hepimizin hemfikir olduğu tek şey ailelerimiz için çok çalışmamız. Lunafly için aile büyük/önemli şeydir.
Hangi Koreli şarkıcı (grup) ile işbirliği yapmak istersiniz?
Sam: Son zamanlarda yetenekli bir şarkıcı/şarkı yazarı olan Ra.D'i çok dinliyorum.
Teo: Girls Day, Girls Generation.
İşbirliği yapmak istediğiniz yabancı şarkıcı? 
Sam: Birlikte çalışmak istediğim kişi Jeff Bernat olurdu. 
Teo: Jamie Cullum
Bir çok güzel cover yapıyorsunuz. Şarkıyı nasıl seçiyorsunuz? Ve en çok kimin görüşü düşünülüyor?
- Hakkını verebileceğimiz şarkıları seçme eğiliminde olduğumuzu düşünüyorum. Tüm üyelerin sevdiği ve sıra aldığı şarkıları hazırlamaya çalışıyoruz.
Gelecek planlarınız nedir?
- Son zamanlarda bu yıl yayımlanması gereken bir albümün (şarkılarını) yazıyoruz ve kaydediyoruz. Onun için hayranlar heyecanlanmalı!
Rus hayranlarınıza bir kaç kelime söyleyin :)
- Tüm desteğiniz için çok teşekkür ederiz. Çok müteşekkiriz ve umarım yakın zamanda Rusya'da bir konser düzenleyebiliriz! 
Not: Hepiniz çok güzelsiniz.

Eng Trans: @LunaflyFMLY

Türkçe Çeviri: BlueRain @TurkishLukies

20 Eylül 2014 Cumartesi

[Röportaj] Lunafly Özel Erkekler ve Özel Kadınlar Hakkında Konuştu

Lunafly bir K-pop grubu olmasına rağmen, K-Pop beklentilerini yıkmayı başarmıştır. Sam, Teo ve Yun'dan oluşan Lunafly, çıkışından beri muhtemelen Korelilerden daha çok uluslararası hayrana sahip. Grubun kapsamlı yurt dışı turları birçok dilde bazı kalıpları öğrenmelerine sebep oldu, ayrıca düzenli olarak Youtube'a yükledikleri cover şarkıları yurt dışındaki hayranlarının onlara aşık olmasına sebep oldu.
Bu sefer, Lunafly bir coverla değil; orijinal bir şarkı Special Guy ile geri döndü.
Sizi özel bir erkek yapan nedir?
Teo: Şey, benim boynum uzun. Kesinlikle çoğu insanınkinden daha uzun. Çok daha uzun. Ve...Bu... Benim boynum uzun. Bu yüzden tükürüğümü yutmam daha uzun sürer? Ve yiyecekleri yutmam da... Görünüşe göre yiyeceğin ağzınızdan midenize gitmesi 7 saniye sürer; ama benimki 8.5 saniye sürüyor. Ve ben (yiyecekleri) daha yavaş sindiririm. Bazen yiyecek boğazımda takılıyor!
Teo: [Sam hakkında] Hayli tuhaf görünüyor, değil mi? Bir Koreli ona baktığında, "Hımm, Koreli değil."diye düşünür; ama yabancılar ona baktığında, "Evet, Koreli" diye düşünürler.

Sam: Evet... Sanırım özel..görünüyorum. Normalde melez insanlar iyi görünümlüdür, değil mi? Bu sözler söylenmeliydi ... Ama ... Hiç kimse söylemiyor. Ama oldukça normal bir erkeğim. Bilmiyorum, hımm, sanırım K-Pop'taki tek İngiliz benim. Ve müzikteki tek yarı Kafkas erkek de ben olmalıyım. Sanırım yarı Kafkas kızlar var ama erkeklerden emin değilim.
Sam: [Yun hakkında] Yüzü. Baksanıza. Yüzü, mükemmel!
Yun: İyi duyduğumu düşünüyorum. Aksanları güzelce kavrayabilirim. Yabancı dilleri dinlediğimde, duyabiliyorum ve tonları/sesleri güzelce kavrayabilirim. Bu bir beceri, değil mi? Ama... dilleri konuşamıyorum.
Sam: İspanyolca şarkılarda da gerçekten iyi gerçi!
Yun: Evet, Güney Amerika'ya gideceğimiz için, birçok (İspanyolca) şarkı hazırlıyoruz.
Bir kızı, özel bir kız yapan nedir?
Teo: Benim sevgilimse, o özeldir.
(Yun ve Sam kusma sesleri çıkarıyor)
Sam: Evet...evet eğer kız Teo'nun sevgilisiyse, özeldir. Özel olmak zorundadır. Çünkü… Teo biraz garip...
Yun: Bana gelince, gerçekten oyunları seviyorum... Yani işinde ve oyunlarda iyiyse... (özeldir.) Genellikle bir defa oyuna başladım mı, müptelası olurum. Şu anda, uzun zamandır ilgilendiğim Sudden Attack ve League of Legends mobil oyunlar içinde de Clash of Clans. Yaptıklarında iyiyse ve oyunlarda iyiyse, benim için gerçekten uygun bir kız olurdu.
Sam: İyi giyinen kızları seviyorum! 


Kaynak: Mwave
Çeviri & Düzenleme: BlueRain @Lunafly Turkey
Çeviri Kontrol: YUKIE @Lunafly Turkey

[Röportaj] Lunafly İlkbahar Sakuraları Gibi Çiçeklenmeye Devam Ediyor


Memleket: Seul, Güney Kore
Sam Carter – Lider, Şarkıcı, Gitarist, Kemancı, Besteci
Shin Taeho (Teo) – Şarkıcı, Piyanist, Basçı, Perküsyoncu, Baterist, Besteci
Han Seung Yun - Şarkıcı, Gitarist, Baterist, Besteci
Hayran Kulübü'nün adı: LUKIE (Lunafly’ın Sonsuz Krallığı )

Seyahat sırasında yanınızda taşıdığınız ilk 5 ürün nedir?
Sam/Yun/Teo: Cep telefonu, pasaport, kıyafet, iç çamaşırı? (Herkesin iç çamaşırına ihtiyacı olduğunu söylemeye devam ediyorlar), müzik enstrümanları.
Sam: Eşsiz bir şey arıyorsunuz, değil mi? Biz bütün bu maddeleri listelerken çok sıkıcıyız (Güler!)Bugünlerde daha fazla seyahat ettiğimizden, yanımıza aldığımız bavul sayısını azaltmaya çalışıyoruz, böylece hava alanında içecek alabiliriz. Daima tıraş makinemi yanıma alırım; almazsam evsiz bir insana benzerim.

Seyehat ederken yanınızda götürmeniz gereken herhangi bir yiyecek var mı?
Sam: Ziyaret ettiğimiz ülkelerde daima yerel yiyecekleri yemeye çalışıyoruz. Yanımıza herhangi bir özel yemek asla almadık. Çünkü (gittiğimiz ülkelerin) yerel yiyeceklerini denemenin önemli olduğunu düşünüyoruz.



O zaman, Malezya'da sevdiğiniz yiyecek nedir?
Teo: Nandos! (Çünkü tavuğu çok seviyor! Haha)
(Ama Nandos yerel bir yiyecek değil.)
Yun: Mee goreng (Akıcı bir şekilde Malezya dilinde!)
Sam: Evet! Ziyaretimiz sırasında bir sürü mee goreng yedik.
Sonraki soru, katılmak istediğiniz televizyon eğlence programı nedir?
Teo: "We Got Married"e katılmak istiyorum. (Partnerin?) Herkes olabilir!

Sam: WGM'e katılmak istemiyorum; çünkü evli gibi davranmak stresli. "Superman Returns"e katılmak istiyorum. İki üye benim bebeklerim olur! Ya da ordu şovu, 'Real Man'.

Yun: ‘Running Man’ heyecan verici olabilir bir de ‘2 days and 1 night’
Sam: ‘2 days and 1 night’? O bir program mı? Gerçekten televizyon izlemiyorum.
(Yun Programın konusunu Sam'e Korece anlatıyor.)
Sam: İzlemek için televizyonumuz yok..



Siz çocuklar hala birlikte kalıyorsunuz, değil mi?
Sam: Yun ve Teo ara sıra ailelerinin evlerine gidiyorlar; ama benim ailem çok uzakta yaşıyor
:(
En son ne zaman bir film izlerken ağladınız ve filmin adı neydi?
Sam: (Diğerlerine çeviriyor) Yun'un ‘The Miracle in Cell No 7’ izlerken çok ağladığını hatırlıyorum. Ben de izlerken neredeyse ağlayacaktım.
Müzik bestelerken etkilendiğiniz kişiler kim?
Yun: Metallica, Slipknot
Sam: Evet, Metallica bizim için çok benzer…..(Metallica gibi şarkı söylemeye başlıyor.)
(Koreli sanatçılar?)
Yun: Sung Si Kyung, Lee Seung Chul..
Teo: Girls Day (Sam: Sung Si Kyung'den Girls Day'e!)
Sam: Nell'i seviyorum. Bence, çok iyiler. Müzikleri harika, özellikle şarkıları.

Bugün telefonunuzdaki ilk 5 arama ne?
Sam: Lunafly,…..Lunafly…..! (Şaka yapıyorum!) BBC Spor, ve ara sıra Lunafly'ı aratırım. Teo Girls Day'i aratır (Güler!)
Malezya ili ilgili en çok özlediğiniz şey nedir?
Teo: Nandos (Güler!)
Sam: Her şey tanıdık gibi hissettirdiğinden Malezya'yı seviyoruz. Yiyecekler, insanlar ve hava. Oraya tekrar gitmeyi çok istiyoruz.
Kaynak: Mykpophunters.com
Çeviri & Düzenleme: BlueRain @Lunafly Turkey
Çeviri Kontrol: YUKIE @Lunafly Turkey